•-)•–––ÐíL€|{––...'s profile.-.-.-.-.--.-тαяιƒѕιz тα...PhotosBlogGuestbook Tools Help

•-)•–––ÐíL€|{–––•(-•

Occupation
Location
Interests
önce herkes kendini tanısın....

.-.-.-.-.--.-тαяιƒѕιz тαяιƒℓєя нαуαтιм∂αукєη тαℓιнѕιz αşкαяιм,тαℓιнιмιη тαяιƒι.-.-.-.--..-.-

нσş gєℓ∂ιηιz вσş gιтмєуιη

öyle deli gibi esme başım dönüyorrr

 


Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

Bıraktığım hiçbir şeyin bıraktığım gibi olmadığını

olmadığını kendimin bile o şehirdeki gibi...

biliyorum

 

zaman tepeleyip geçiyor her şeyi; beni, seni, damdaki kediyi, kaf dağı’nı, anıların her an’ını...

zaman ilerledikçe netleşiyor geçmiş, geçmişin satıraraları canlanıveriyor isimler yüz hatlarına bürünüp çıkıyorlar karşıma, ‘bak’ diyorlar bana, ben de bakıyorum

tanıdık gelen çok çizgi var yüzlerinde, onlarda bir parça benden harf görüyorum ‘zaman’ diyorum bir potin gibi ayağımda, koncu uzun mu uzun, dolanıyor... dolanıyor... dolanıyor...

 

ÜRPERİYORUM zamandan yapılma potinler her geçen gün biraz daha sıkıyor beni

sen yoksun diye

belki sen hiç olmadın diye

belki sen hiç olmayacaksın diye belki

sen hiç...

oysa seni şarkıların en manidar kelimelerinde gizledim

oysa seni ebrulî hayatların penceresinden seyrettim

oysa seni bir resim atölyesinin en karanlık köşesindeki ışık belledim

oysa...

bana yakıştırılan gitmek oldu Şiraze, sen kal ben gideyim şimdi

sen kal ben gideyim şimdi

eğer biri gitmek zorunda ise ille de, sen kal ben gideyim şimdi

love


AŞK...

 

             

               

 

 

                     

       

 

                    

hreyyan 

 

 

             

  hreyyan

dön

 

              
 
 
 
Yağmurun yeni ıslattığı taze toprağın kokusunu duyduğunda aklına ben gelmek isterim..Ya da gözlerin denizin maviliğine daldığında..Uzakta,ufuk çizgisinde sadece dumanı görünen o gemnin içinde benim olduğunu düşünmeni isterim.
Küçük bir meyhanede,rakıya balığını meze yapıp içerken ve birbiri ardına özlem şarkılarını dinlerken yanında ben olmak isterim.Çakır keyif olup masadan kalktığında,sokakta hafif hafif sallanarak yürürken de...
B eni hatırlamak istersen,her yeni doğan günle birlikte çıkarım karşına,güneş olur ışığımla aydınlatırım seni..Buram buram bir kahve kokusu olurum.Sokakta oynayan çoçukların sesınde,işe gitme telaşına düşmüş insanların gözünde,yere düşmüş yaprakların çıtırtısında bulursun beni.
İstersen,duyduğun her ses beni hatırlatacaktır sana.Bazen bir kuş olup öterim pencerende.Bazen bir seyyar satıcı olup kapında bağırırım.Bazen bir tren gibi tıkırtılarla geçerim önünden.Sözlerini ezbere bilidğin ve söylemekten asla bıkmadığın şarkı olurum.Sen o şarkıyı değil beni söylersin aslında.
Beni görmek istersen hep karşında olurum.Gökyüzündeki beyaz bulutların arasındayım ben.Başını yukarı kaldırman yeterli beni görmek için.
Yolda rastladığın herkes benimdir aslında.Dostlarına selam verırken o selamı ben alırım.Komşunun hatırını sorarken aslında bana '' Nasılsın'' demişsindir.
Benimle çıkarsın yola her sabah,akşam evine benimle dönersin.Gittiğin her yere gelirim seninle.Sen yorulduğunda yorulurum bende.Sen oturduğunda oturur sen kalktıgında kalkarım.
Eğer istersen bütün gece başucunda saçını okşarım sen uyurken.yüzünde gülümsemeyle uykuya dalışını izlerim.
Bana dokunmak istersen bir çiçeğin yapraklarında olurum ben.Yeşilin,kırmızının,sarının,mavinin en canlısındayım.Elini uzattığın heryerdeyim.Dokunmak istersen bana kendine dokun.Dudaklarındaki ateşim,tenindeki sıcaklık.
Vücudunu ürperten rüzgarım ben.
Hiç gitmedim ben.Oradayım.beni görmek,bana dokunmak beni hatırlamak istediğin heryerde..
YÜREĞİNDE........

 

Zordaki Aşık



Bir zayıf anımda çıktı karşıma
Sebep kâlp ağrıma, hem göz yaşıma
İstemedim belâ oldu başıma
Satamadım, satılmıyor, satamam.

Kalbime attı ah, aşkın közünü
Çevirdi başka gözlere gözünü
Bıraktığı tek hatıra, hüzünü
Atamadım, atılmıyor, atamam.

Ayrılık sızısı her an, bitmiyor
Hayali gözümden bir an gitmiyor
Şu gözleri onsuz uyku tutmuyor
Yatamadım, yatılmıyor, yatamam.

Gözden aşkı, dilden zehiri sundu
Kendini bıkmadan sevmemi umdu
Küstü birden başka bir güle kondu
Tutamadım, tutulmuyor, tutamam.


 
 
 
 
 
 
 
  Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider,
Zamanla ...
Unuturuz yüzü ve sesi unuturuz
Kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz
Aramak daha uzagı,
pesini bırakmak gerekir ve bu çok iyidir
Zamanla ...

Geçer, her sey geçip gider, zamanla,
Taptıgımız öteki, yagmur altında aradıgımız
Bir bakısının etrafında köle oldugumuz öteki
Arasında satırların , kelimelerin
Ve altında, bu gece çekip gidecek boyalı bir yeminin
Her sey görünmez olur,
Zamanla ...

Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider zamanla
En güzel anılar gibi, dilinden düsmeyenlerden birisidir
Galeri Farfouille’de, ölüler kısmında
Cumartesi gecesi sefkat alıp basını yapayalnız gittiginde
Zamanla ...

Geçer, her sey geçip gider zamanla
Bir rom için, bir hiç için inandıgımız öteki
Rüzgar ve mücevherler verdigimiz öteki
Birkaç asagılık sey ugruna ruhunu satan için
Neyin karsısında çabalıyorduk, çabalayan köpekler gibi
Geçer, her sey iyi olur
Zamanla...

Zamanla ...
Geçer, her sey geçip gider zamanla
Unuturuz tutkuları ve sesleri unuturuz.
Size yoksul insanların sözcüklerini en düsük sesle söyleyenleri
Fazla gecikmeyen, her seyden önemlisi fark etmeyen sogugu
Zamanla ...

Geçer, her sey geçip gider
Zamanla ...
Ve çatlamak üzere olan atlar gibi beyazlamıs hissederiz
Ve kaderin yatagında buz tutmus gibi hissederiz
Ve belki yapayalnız ama kederli hissederiz
Ve kayıp yıllarla yanıldıgımızı hissederiz
Demek ki gerçekten
Sevilmeyiz artık,
Zamanla ...
 

Léo Ferre ~Avec Le Temps..

yalnız çocuk

 

 
Dışarıda yalnız bir çocuk
Konuşmuyor , etrafa kin - nefret saçıyor.
`Beni , beni bu hale
Getirenler utansın` diyor .
Sonrada uzaklaşıp , gidiyor .
Ertesi gün yine aynı yerde
Ama bu defa yağmur yağıyor ,
Ceketimi omuzuna koyduğumda
İzin vermiyor .
`Ben alışkınım` diyor.
`Neler gördüm yağmurun yanında ne ki
Neler yaşadım ıslanmak birşey mi ki`
Deyip gidiyor .
Ertesi gün oluyor çocuk görünmüyor .
Günler geçiyor yine görünmüyor .
Bir gün acı bir haber
Çocuk çoktan ölmüş .
Ama yağmurun ıslak gölgesi değilmiş
Onu öldüren .
Dediği gibi korkmuyordu yağmurdan
Bir su damlasından çok
Sevgisizlik onu almıştı .
Ama birşeyi unutmuştu .
Onu seven bir kalbi
Çok ama çok yakınlarda...

st patrick's

♥♥♥♥♥

 


 

Image Hosted by ImageShack.us

αşкιη σуυη σℓмα∂ιğιηα ιηαηιяѕαη вιя güη уσℓυηα уüяєğιηι кσуαηℓαяι υηυтмα çαвαℓαмαк ѕєνмєує уєтєяѕє ѕєηι ѕєνєη кαℓρℓєяι кιямα

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

"Sen ve ben birbirimize muhtaç değiliz...?"
diyordu şair;
"Ben ve sen muhtaç varlıklarız...!"
y
e
t
m
i
y
o
r
u
z

sadece;

Üzerime(mize) gelen hayata çelimsiz omuzlarla karşılık veriyorum(uz),ona yetmiyorum(uz)
bir yerlerde tökezleniyor,hayatın altında kalıveriyorum(uz).

ilk çare başkasına yürümek oluyor;
acılı yüzümü(zü)göstermek,yürüdüğüm(üz) kişide,
var olduğunu düşündüğüm(üz) iyiliği kışkırtarak
yanıma(ıza) çekmek,ve ona yaslanmak istiyorum(uz).

b
u

m
ü
m
k
ü
n

oluyor
m
u

peki...!

hayır...!arasıra şairi haksız çıkan durumlar sözkonusu olsa da,
başkalarının beraberinde omuzlarıma(ıza) taşınan yüklerle işimin(izin) zorlaştığı da oluyor.
ancak her şeye rağmen başkasının kalbine yakınlaşmam(ız),
bana/bize dokunulmuş olmasının,
ve
bir garip buluşmanın verdiği rahatlık yaşarım(z) birlikteliklerde...!

Muhtaçların buluşması,birbirlerine,
"biz muhtaç varlıklarız."diyebilme şansı bulmaları az birşey değil.

çünkü

y
a
l
n
ı
z

olduğumu söyleyebileceğim bir insanı dahi bulamamanın yalnızlığı içindeyim(ız)...!

kimi zaman...!

zaman zaman ...!
diyorum ve şairin işaret ettiği yakıcı bir yalnızlıkta var diyip
ortaya böylelikle öldürücü hale gelen bir sessizlik dağıtıveriyorum(uz).
bu sebeple yürümek,
bir başkasına değmek,
tanışmak,
ve birlikte yolculuğu sürdürmek,
iyi bir şeydir.

tanıştığımız kalplerden acımızı silecek merhemler edinmemiz mümkün değil,
bunu yeniden düşünmeliyim(iz).

vs...
vs...
vs...
sahici buluşmalara rağmen acılarımız devam eder.

bu

hep

b
ö
y
l
e

buluşmalar acılarımı(zı)sadece anlamlı kılabilir...!

kimi zaman...!

zaman zaman...!

ve
anladım ki..!

şairin bildiğini bende biliyorum; birbirimizin yarasını görmeden dost olunmayacağını...!

hatta şairin bildiğinden daha fazlasını; yaraların kanamadan kapanmayacağını...!

bir daha özlermiyim hiç kimseyi senin kadar

 

 

 

Bana hayatta ne kadar değersiz olduğumu tekrar hatırlattığın için teşekkür ederim sevdiğim.Artık düşünemez oldum boş bir dünyada yaşıyor gibiyim sanki etrafımda hiç insan yok yalnız kalmış gibi sabahlara kadar sokaklarda dolanıp seni arayasım var gelmeyeceğini biliyorum ya belki o bilinc altıyla arardım seni en kıymetli şeyini kaybeden biri gibi.

 

Seni sevmek çok değiştirdi bazen kendimi tanımlayamıyorum bir başkasıyla olmak istesem bile olmuyor hep karşıma çıkıyorsun beni terk edip gittin bu senin için kolaydı ama kalbimi söküp çıkaramazsın ya yerinden gittiğin günden beri kalbim acıyor kalp acırmı ya benimki acıyor işte daralıyorum hep boğazımda düğümlenmiş bir şeyler var en ufak şarkı sözünde kendimi kaybediyorum artık sana yazdıklarım bile beni avutmuyor

 

Aklımdan geçenleri karalardım kağıtlara sonra ağlardım şimdi kalemim bile yoruldu seni yazmaya sevdim ben çok sevdim ve bu sevgim böyle bir gidişi hak etmedi benim fazla beklentilerim yoktu sadece sevgini istedim senden onu da bana çok gördün üstüne sanki beni nasıl seversin der gibi gittin ansızın gittin belki döner dedim bekledim günlerce ama sen gelmedin. Bazen isyan edesim geliyor ben böyle bir cezayı hak edecek kadar büyük bir günah mı işledim birinin ahınımı aldım anlam veremiyorum

 

Acı çekiyorum arkamdan gülüyorlar umurunda bile değilsin onun hayatını rahat bırak diyorlar peki benim hayatım benim hayatımın hiçbir önemi yok mu ben neden her gün ağlamak zorunda mıyım ben her gün bir lokma yemek yemeden saatlerce uyumadan beklemek zorunda mıyım böyle terk edildim diye başkalarına da aynı muameleyi yapmak zorunda mıyım o kadar değersiz miyim değersizsem neden varım yok olsam kimin ne umurunda olacak sadist bir insan mı olmalıyım ruhsuz hiçbir şeye değer vermeyen. yapamıyorum özümden dönemiyorum kendimi sana ait hissederken başkasını sevemiyorum

 

Sen git sevdiğim git ama şunu da asla unutma her gidişin dönüşü olur ama dönüşünde ne bulacağını asla bilemezsin benim sevgim tükenmez sana ama ben tükenirsem asla geri dönemem

Solmuş gül 

 

 
 

sessi< lik

ÖYLESİNE YUTTUM Kİ SESLİ HARFLERİMİ..

 Ayrılık Ne Biliyor musun?

 

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.



İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
 Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.
O küçük ölüm!



Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Simdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını...
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında...



Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkânların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye..

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?


Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım..

veda busesi

                                                                          

 

hani o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın?
alnına koyarken veda busemi

yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

hani ey gözlerim bu son vedada,
yolunu kaybeden yolcunun dağda
birini çağırmak için imdada
yaktığı ateşi yakmayacaktın?

gelse de en acı sözler dilime
uçacak sanırdım birkaç kelime...
bir alev halinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın?,
 

 

 


                         

 

  

adın .......olsun???

       

 

bende öldüm

inzivaya çekilmiş bu hikayenin hüzün dolu tetiğini çoktaaan çektim, seni öldüreli çok oldu!!!

saklı bir mektup

 

Az zamanda öyküler biriktirdim içimde, sen öyküleri bilir misin Şiraze?

Ben bildiğini bilirim, ben bilirim bildiğini...

Anaforlarına takılıp dönenlerin öfkesinden sakınmak adına sığındığım karanlık dereveyarık kaya’nın uğuldayan dik yamaçlarının çevrintisiyle titrediğim gece...

Şiraze bir tek sendin dizinde dinlendiğim. Öyle bakma dedim kaç kez, öyle pencerelerden gece vakti salınışın yollara ve bir gölge gibi süzülüp duvar diplerinden kayışın köşebaşlarınabeklediğimdin sen sen bir ömür beklemeyi seçtiğimdin.

Bir dahası olmasın görmeyeyim gözlerini,

bir dahası olmasın dolunaysız gecelerde tutmayayım elini,

bir dahası olmasın ‘yaş gidiyor’

anmaktan başka güzelliği kalmadı senliliğin.

 

Sen ile ben Şiraze, öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu... Ve bir... ve iki... ve üç... ve dört Şiraze.

Sen ve ben, ömür son demine vardığında ‘yaşandı bitti’ diyebilecek gücü şimdiden toplamalıydık.

Geç mi kaldık?

Geç kaldığımızı anlamak için bile mi geç kaldık?

 

Yok böyle bir şey; biz her şeye arası kapatılamayacak mesafelerce çoktan geç kaldık.

Bitmek varsa eğer, geçmişi ak sayfalara kaydedecek zaman bitti Şiraze.

Artık onları hiçkimse okuyamayacak, artık onları hiçkimse dost bilip sarılamayacak, artık onları hiçkimse çantasına doldurup yanında taşıyamayacak... ve bir sürü artık işte.

Biz zamanın tellerinden her birine asılı kaldık.

 

Bir an’da, hiç olmayacak bir vakitte; nedir bu kalabalık bir kumpanya edasında? Ellerinde pankartlar: ‘Aşk bir ihtilâldir!’ – ‘Aşk bir arayıştır!’ – ‘Aşk bir tutunuştur!’ – ‘Aşk bir başkalaşımdır!’ – ‘Aşk bir yitiştir!’

Sarmışlar bin yanımı; elini uzat Şiraze, uzat elini... ben kendi ihtilâlimden endişedeyim.

Buralardan her kim geçerse iz bırakır, aşk’ına dideban olup asrın engebelerinde kaybolur’edasında kol kola sevdalılar; ‘aşk bir ihtilâldir’ derken gözyaşından nehirlerde boğulur bak nihan bakışlı şebnemler oynaşıyor yapraklarda

yapraklar ki, bahar kadar taze...

ben her dokunduğumu inciten, ben her uzandığımı dumura uğratan; bir felaket kadar felaket

bir afet kadar afet...

o nihan bakışlı şebnemlerin oynundan çok ırak mekanlar seçmişim kendime Şiraze.

Bir tebessüm et yeter; yıkılsın mefhumu şiddetin

Ben seni gecelerde aradım, yıldız gibi

Ben seni denizlerde aradım, inci gibi

Ben seni türkülerde aradım...

Şiraze! Ben seni içimde, görülmemiş rüya gibi yaşadım

Aşk belki, ağlamaktır...

Nasıl da yumuşatır gözyaşı insanı; nasıl da eritir, inceltir...

Gel seninle bir daha ağlayalım; yaşanmışlara, bir de yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanamayacaklara

Ağlamak güzeldir Şiraze, ağlamak yüreğin temizlik eylemidir

Bilir misin, lale’ler de işte böyle şebnemlenir

nereye



Dağlar mı, yollar mı, denizler mi engel?

Neden? Neden gelmez oldun?

Eller mi, diller mi, sözlerim mi engel?

Neden? Neden gelmez oldun?

Sorgular vardır, sadece kanatır!Asla cevap buldurmaz.!
Sorular,sorular, sorular..Cevabı yok, muhatabı yok
ve hatta soranınının aynada bir sureti bile yok.!

Devam edip gider sorgu,tâki yaranın kanı dışına
sızıpta, sol yanın kızarana kadar
Umudunu bir hışımla alırsın avucuna elini
götürürsün zorlukla sol yanına
akmaya devam eder..

Belliki acının dinmeye niyeti yoktur.!
Umut tuz misali kanatırda, bir merhem
 "O"dur kapanacak yarana.!

sakla hapset yüreğine

 

 


gözlerindeki ben gibi,sakla yüreğimi

 

 


 

 

Sus(tum)

 

ne kadar

kelime varsa

yasakladım dilime..

hüznün bir adım ötesine

sakladım söyleceklerimi

sesimi mühürledim

genzime

Sus(tum)

kesildi çığlıkları

yüreğimin

tükendi tüm

cümlelerim

sessizliğe

yatırdım bedenimi

acılarla örülmüş

bir girdaba

düştü omuzlarım

durmaksızın

Sus(tum)

dilsizleşti

Ben..

Sus(tu)

kalem..

 

Oysa..

karanlıklara

düğümlenmesin isterdim

sözlerimin

çıkarıp sermek

isterdim

beyaz sayfalara

sadece konuşmamak

istedim…

 

Bilin istedim!

 

 

 

bekle..

BEKLE

Gelecegim bekle dedi

Ben beklemedim o da gelmedi

Ölüm gibi birşeydi

Ama kimse ölmedi...

Attila İLHAN

Yine gidiyorsun…
hiçbirşey bırakmadan
Ve ben…
son kez bakıyorum ardından…

Kayıp kentin güzel insanı. Rüzgar esermi sizin oralarda? ve Umut türküsü söylenirmi sevda misali Yada Buradan sesimiz duyulurmu Bir selam desek dosta...

BENİ UNUTMA

Dün gece biraz erken girdim yatağıma. Yine seni düşünmeye başladım. Tutamıyorum kendimi, her anı seni düşünerek geçirmeye engel olamıyorum. Aslına bakarsan engel de olmak istemiyorum.

Dün gece o kadar şey düşündüm ki, hepsini anlatmak istedim sana. O yüzden aldım kalemi, kağıdı elime.

Eski günleri düşündükçe benim için söylediklerin geldi aklıma. Arkadaşların sorduklarında bana çok değer verdiğini söylerdin. " Birbirimizden hiç kopmayalım" , derdin. Ben de düşündüm ki; insanın kendisine değer verdiğini sandığı birisi tarafından doğduğu günde bile unutulması köti bir hismiş. İki gün önce yani doğduğum günde - en azından benim için önemli olan bu günde - hatırlanmak isterdim senin tarafından.

Yarın Kurban Bayramı'nın ilk günü. Sabah belki de ilk sana mesaj atıp bayramını kutlayacağım. Aramayacağım, çünkü sesini duymaya dayanamam. Zaten konuşamam da. Belki sen de konuşamazsın. Bu belli kopukluktan sonra konuşmak biraz zor geliyor zaten. O yüzden en iyisi mesajla halletmek bu işi. Belki de sen bu mektubu okuduğunda çoktan bayramlaşıp kovuğumuza çekilmiş olacağız. Belki de kapının önüne gizliden bırakacağım bu mektubu beyaz bir zarf içinde, ismimi belirtmeden. Belki de göndermemiş olacağım öncekiler gibi.

İstanbul bazen dar geliyor bana. Sırf sen artık yanımda yoksun diye. Kimi zaman sadece bu yüzden gitmek istiyorum bu şehirden. Hüzünlerimi, sevinçlerimi, haykırışlarımı, anılarımı... Herşeyi burada bırakıp gitmek geliyor içimden. Ama bazen de burada kalıp savaşmak geliyor içimden. İlk mektubumda bahsetmiştim bu savaşma duygumdan. Ara sıra debreşiyor işte. Tutamıyorum ininde. Savaşıyor zamanla. Sensiz geçen her saate, her haftaya, her aya haykırıyor delice.Tıpkı yavrusunu kaybetmiş ana gibi. Nedendir bilmem böyle karmaşığım işte. Düşüncelerimden tut da dinlediğim müziğe kadar. Bir insan türkü söylerken rap dinler mi söylesene. Böyleyim işte ne yapayım. Ne dinleyip ne söyleyeceğimi bile şaşırmışken senin için ne yapmalı, ne düşünmeli, sana nasıl varmalı bilmiyorum.

Dün gece ne düşündümse anlatmak istiyorum ama efkarlanıyorum yazdıkça. Her paragrafta bir sigara daha yakıyorum eski günlere nazire yaparcasına. Biliyorum kızardın sigara içtğime. Ne yapayım işte tutamıyorum kendimi. Gerçi artık sigara içmem umrunda mı onu da bilmiyorum. Her neyse, dediğim gibi yazdıkça efkarlanıyorum. Bir hüzün kaplıyor yüreğimi. Bazen sırf bu yüzden hiçbir şey yazmamaya karar veriyorum. Ama hemen sonra vazgeçiyorum. Çünkü yazmak benim için bir yaşama biçimidir. Ayrıca yazdıkça seni ne kadar sevdiğimi anlıyor ve senin beni unutmana engel oluyorum. Sen bu yazılanları okudukça, düşüncelerinde olacağımı biliyorum.

Hep eski günler diyorum. Eski günler güzeldi de ondan. Artık hatırlamaya değer bişey yok. Tüm hatırlananlar eskide. Şimdi anlatacak bişey de yok. İzmirli güzellerle geçen günleri anlatacak değilim sana. Ya da yazın hangi Almanla gözgöze geldiğimi yazacak değilim. Hangi Rusla öpüştüğümden bahsedecek değilim. Ben sadece içinde senin de olduğun o eski günlerden bahsedeceğim hep. Her şey orada.

Resimlerine bakmak isterdim her gece ama olmuyor. Bakamıyorum çünkü hiç resmin yok elimde. Daha önce söyledim mi bilmiyorum ama bütün resimlerini yaktım. Hatırlarsan bir keresinde deli gibi kavga etmiştik. Küfürleşmiştik. Neden sonra yaktım bütün resimlerini. Ama sen yine de benim bakışlarımdasın. Nereye baksam seni görüyor, ne yana kulağımı çevirsem sesini duyuyorum. Resimlerini yaktığım için kusura bakma. Aslında bundan sonra sana daha da fazla bağlandığımı anladım. Seni göremediğim, saçlarına dokunamadığım gün sayısı arttıkça ben, bağlandım. Seni ancak hayalimde görüyor, konuşanların sesini ancak senin sesine benzetmeye çalışıyordum. Ne yana baksam sen. Ama bazen başkalarının yüzünü sana benzetmek zor geliyordu. Çünkü sen kimseye benzemiyordun. Seni onlara benzettiğim için kızıyorum kendime bazen. İki yüz kır bir gün oldu seni görmeyeli. İki yüz yirmi beş gün oldu sesini duymayalı. Ben seni unutmadım. Sesin hala kulaklarımda. Acaba sen beni görsen tanır mısın? Biraz değiştim çünkü. Görüp de tanıyamayanlar oldu ondan diyorum. Ama ben senin beni unutmadığını biliyorum. Resimlerimi sakladığını biliyorum. onları dolabına koydun. Arada bir bakıyorsun. Bunu biliyorum çünkü böyle yaptığını söylemiştin bir keresinde. Çok duygulandım o zaman. Ben yapamadım. Bir anlık sinirime yenik düşüp de yaktım bütün resimlerini. Çok pişmanım biliyorum ama ne yapayım, geriye dönemiyorum. Hatırlar mısın bana bere örmüştün? Maviydi rengi. onu senden ilk aldığımda çok güzel kokuyordu. Ellerin kokuyordu belki de. Hep koklardım yatmadan önce. Ama ona da ateş bulaştı. onu da kararttım. Bana ördüğün o bereyi yaktığım için de çok, çok üzgünüm. Şimdi üzgün olmam senin için bir şey ifade eder mi bilmem ama ben tüm olanlar için çok üzgünüm.

Aynı hayatı tekrar yaşamayı, tüm paylaşılan şeylerin tekrar paylaşılmasını o kadar çok istiyorum ki, gel tekrar yapalım desem yapmazsın biliyorum. En azından beni unutmadığını gösteren bir işaret bekliyorum senden. Beni unutmadığını bilmek istiyor fakat şimde nerede, kiminle olduğunu bilmek istemiyorum. Sen yanımda olmadıkça nerede olduğunun hiçbir değeri yok. Senden tek bir şey istiyorum. Beni unutma!!!

 

 

 

 

bi kaç parlak söz

         

         

 

         

           

 

           

           

  

           

 

 

         

 

         

dilek

KUŞ KANADI KALEM OLSAN YAZILMAZ BENİM DERDİM.Solmuş gül 

   

   

ben seni sevmedim ki??

    
                                                                

Adam Gibi

Ben seni hiç sevmedim ki

Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim

Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim

Birde yıldızları sevdim

Eylül akşamlarında gelip,

Gözlerinde tutulan.

Ben seni hiç sevmedim ki

Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim

Kurşunları sevdim beni vurduğunda

Ağlamayı sevdim unuttuğunda

Yalnız olduğumu anladığımda

Ayakta kalmamı sevdim

Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda

Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği

Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini

İkindide yağmur gibi

Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi

Ben seni hiç sevmedim ki

Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim

Menekşeyle konuşmanı

Nisan'a hatırlatmanı

Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını

Düştüğün zaman kanayan yaralarını

Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman

Sakız satan çocukları

Yeni çıkan şarkıları

Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim

Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe

Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte

Ben seni hiç sevmedim ki

Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine

Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde

Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde

Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın

Ağlayan yüzünde İsa'nın

Ferahlatan gücüyle duanın

Korkutan yanıyla nar'ın

İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne

Gülün üstüne

Tutunduğum umudun üstüne

Korkunun üstüne

Hep senin üstüne, hep senin üstüne

Ben seni hiç sevmedim ki

Gittiğin zaman gitmeni sevdim

Evreni sevdim geldiğin zaman

Kalmanı sevdim

Korkuyordum sana alışmaktan

Yine de sevdim gülümsemeyi

Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından

Kırlara ilk kar düştüğü zaman

Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim

Seni içimde öldürdüğüm zaman

Ben seni hiç sevmedim ki

Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse

Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim

Birde yıldızları sevdim

Eylül akşamlarında gelip,

Gözlerinde tutulan.

Düştüğün zaman kanayan yaralarını

Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman

Sakız satan çocukları

Yeni çıkan şarkıları

Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim

Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe

Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte

Ben sevdim mi adam gibi severim

                                                                                   

.......

bir garip aşk benimki

 
 SEN ZAMANI ASIR YAPTIN BANA..AŞKI NASIR KENDİNİ İSE SABIR YAPTIN KOYDUN ÖNÜME BİLMİYOSUN NE ASIRA NE NASIRA DAYANIRIM HİÇ YOK SABRIM...
 
 
 
Photo 1 of 13

 teşekkür ederim......

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
atmacawrote:

 

 

 

Gitme Kal Diyemedim



Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim
uzun kara trenler alıp götürdü seni
hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim
bütün insanlar ağladı sen giderken.
bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu
bir ben ağlamadım inanki, bir ben
ince bir duman gibi kaybolup gittin

oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha
sensiz yaşamayacağımı,
sana aşkımı anlatamamıştım
gitme kal, giden ben olayım
gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim

arkanı dönüp giderken
hıçkırıklar düğümlendi boğazıma
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
ardında ağlayan bir çift göz
paramparça bir yürek
ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım
ama gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim

gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu
bir çocuk üşüyordu elleri cebinde
dalında bir gelincik ağlıyordu
bir dağ yanıyordu içimde
gitme, gidersen baharda git
sonbaharda gitme
yapraklar düşmesin ardında
diyemedim
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
gitme kal diyemedim

.../
bir rüzgara açarım şimdi kalbimi
bir de sulara
alıp getirsinler diye sevgimi sana

bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde
bir yudum hasret oldu
döküldü gözlerimde tane tane

gittin,
bir tren garında
ömrümü rayların arasında götürdün
oturdum bir köşede
öylece ağladım, kahroldum
bir sessiz çığlığın yarayla buluşmasıydı gidişin
ardından gitme kal, gözlerin yaralarımın tek merhemi
diyemedim

dizlerim, ellerim, yüreğim paramparça şimdi
suları çekildi canağacımın
asitli yağmurlar döküldü dallarıma
acılar topluyorum takvim yapraklarından her gece
gözlerime kan oturdu ey yar!..

her gece bekleyişler öldürür beni
gelmeyişler
bir de eriyişler hasretinden her gece

ah! gurbet ah! sen olmasaydın
ayrılık olmasaydı
hasret olmasaydı
ben olmasaydım
sen olmasaydın
aşk olmasaydı
kahrolmasaydım...

atmaca

 

Apr. 5
atmacawrote:

Yine Senle Doluyum...



 

Yine senle doluyum bugün..
Gözlerim dalıp dalıp gidiyor..
Kalbim yavaşladı sanki atmıyor...
Suskunkuğum sessizliğimi bozuyor...



Yanlızlık istiyor bedenim...
Konuşmak istemiyor dillerim...
Kapanmak istiyor hayaline gözlerim...
Kaçmak istiyor insanlardan yüreğim...



Ben böyle olurum bazı zaman...
İstemem kimseleri etrafımda dolaşan..
Sadece benliğimde sen dolaşsan..
Hayaline dalsam hiç uyanmasam..


 

Apr. 4
Feb. 6
Adsızwrote:
 

Image and video hosting by TinyPic

 

 

  Oysa senden tek bir damla istemiştim
Sana kocaman bir deniz sunmak için

Şimdi gidiyorsun
Ne zaman başladı bu hikaye
Anımsamak zor
Gençtim
Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım

Komazdı öyle üç-beş nöbetleri
Geceler içimi acıtmazdı böyle
Bir insan bu kadar eksilebilir mi
Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı
Bu şehrin biryerlerinde
Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
Gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin

O adam bendim unuttun mu
Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
Seni unutamadı
İşin kolayına kaçmadım
Uğruna ölmedim yani
Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
Sen bunu da bilmedin
Ben bir bakışına bin anlam yükledim
]Sen aşka kestirmeden gittin
Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
Şimdi gidiyorsun
Git
Bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
Bütün ışıklarımı söndürüyorsun
Bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
Sonra bunlara intihar süsü veriyorsun

Yazıklar olsun yazıklar olsun

Bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri

Artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
Ama sana dokunmak da yasak bana
Göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır

Sen var ya sen
Allah kahretsin
Yani şimdi
Gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı

Yani şimdi başkaları mı sevecek seni
Şimdi gidiyorsun git

sürgün

 

Jan. 5
atmacawrote:
  
 
Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak ve bilgisini sınamak istiyor. Iki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama, 'avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü?' diye soracak. Ölü derse kelebeği saliverecek, canli derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek, bilge adam her ne derse desin, tersini ispat etmiş olacaktı. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor: 'Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölü mü?' Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor: 'Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde'...
 
Herşeyin aslında bizim ellerimizin arasında olduğunu asla unutmamak dileğiyle....
 
Nov. 6
birgülwrote:

 

 
Seyret, sus ve dinle
1
 
 Bir gün bir dağ güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.
43
Dedi ki, "Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor."
50
Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu.
50
Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.
50
"İiiiiiiiihhhhhh , bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?"
50
Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.
50
Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başladı. Fare sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyre...
50
Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.
50
Deniz dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:
50
"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?
50
Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE."
50
Dağ denize sordu:
100
"SEYRET, SUS ve DİNLE? O da ne demek?"
100
Deniz, "Bak... Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin... Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin...
50
Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin..."
ang7BİRGÜL ang5
 
Sept. 8
birgülwrote:

 

 
Seyret, sus ve dinle
1
 
 Bir gün bir dağ güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.
43
Dedi ki, "Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor."
50
Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu.
50
Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.
50
"İiiiiiiiihhhhhh , bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?"
50
Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.
50
Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başladı. Fare sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyre...
50
Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.
50
Deniz dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:
50
"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız. Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?
50
Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE."
50
Dağ denize sordu:
100
"SEYRET, SUS ve DİNLE? O da ne demek?"
100
Deniz, "Bak... Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin... Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin...
50
Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin..."
ang7BİRGÜL ang5
 
Sept. 8

Every night in my dreams
I see you, I feel you,
That is how I know you go on

Far across the distance
And spaces between us
You have come to show you go on

Near, far, wherever you are
I believe that the heart does go on
Once more you open the door
And youre here in my heart
And my heart will go on and on

Love can touch us one time
And last for a lifetime
And never let go till were gone

Love was when I loved you
One true time I hold to
In my life well always go on

Near, far, wherever you are
I believe that the heart does go on
Once more you open the door
And youre here in my heart
And my heart will go on and on

Youre here, theres nothing I fear,
And I know that my heart will go on
Well stay forever this way
You are safe in my heart
And my heart will go on and on

Image and video hosting by TinyPic 

|| FєянαT ||

Aug. 4
Louis Renardwrote:
Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket
July 30
atmacawrote:
manzara
manzara
manzara
manzara
manzara
manzara
June 24
çılgınwrote:

 

 

 


 

PAPATYAN

Ben,
Beyaz, narin papatyan.
Her bir yaprağıma
Düşlerimi yazıp sundum sana.
Belki gelirsin diye
Umutla boy verdim.
Her doğan günde
Süzülen kartalda bakışlarını gördüm.
Avundum..

Deli rüzgarı nefesin diye soludum..
Başımda bekleyen çılgın bulut sendin.
Üzerime düşen her damlada hayat buldum.
Büyüdüm, üşüdüm de,
Sensiz inen gecede
Kapattım düş kokan yaprağımı yalnızlıkta.

Soluktu yarına hayallerim.
Yine de umuda dönük yüzüm
Seni bekledim...
Ellerini bekledim..
Sararsın diye bekledim..

Bak, zamansız kışa döndü baharım.
Doruklarda çetin geçer bu mevsim.
Hani tutunacak toprağım da kalmadı sarp kayalıkta.
Yıllara meydan okuyan cılız bedenim,
Düşüyor, görüyor musun?..

Sadeliğimi gizleyen beyazım soluyor
Gelecek misin?

Sevdanı yazdığın sayfalarının koynunda
Düş kokan
Umut kokan
Aşk kokan
Kurumuş papatyanı saklar mısın?


Hülya Arıkan

 



June 18
 
Pocahontas: Colors Of the Wind
 
You think I'm an ignorant savage
And you've been so many places
I guess it must be so
But still I cannot see
If the savage one is me
Now can there be so much that you don't know?
You don't know ...

You think you own whatever land you land on
The Earth is just a dead thing you can claim
But I know every rock and tree and creature
Has a life, has a spirit, has a name

You think the only people who are people
Are the people who look and think like you
But if you walk the footsteps of a stranger
You'll learn things you never knew you never knew

Have you ever heard the wolf cry to the blue corn moon
Or asked the grinning bobcat why he grinned?
Can you sing with all the voices of the mountains?
Can you paint with all the colors of the wind?
Can you paint with all the colors of the wind?

Come run the hidden pine trails of the forest
Come taste the sunsweet berries of the Earth
Come roll in all the riches all around you
And for once, never wonder what they're worth

The rainstorm and the river are my brothers
The heron and the otter are my friends
And we are all connected to each other
In a circle, in a hoop that never ends

How high will the sycamore grow?
If you cut it down, then you'll never know
And you'll never hear the wolf cry to the blue corn moon

For whether we are white or copper skinned
We need to sing with all the voices of the mountains
We need to paint with all the colors of the wind

You can own the Earth and still
All you'll own is Earth until
You can paint with all the colors of the wind
 
      
 
Das Farbenspiel des Winds

Für dich bin ich nur eine Wilde.
Es ist klar das du so denkst, denn
du bist sehr viel gereist.
Doch sehe ich nicht ein,
wenn so wild ich dir erschein,
wie kommt's das du so vieles gar nicht weißt?
Gar nicht weißt?

Du landest hier und gleich gehört dir alles,
das Land ist für dich frei und nur noch Holz.
Doch jeder Stein und Baum und jedes Wesen,
hat sein Leben, seine Seele, seinen Stolz.

Für dich sind echte Menschen nur die Menschen,
die so denken und so aussehen wie du.
Doch folge nur den Spuren eines Fremden,
dann verstehst du und du lernst noch was dazu.

Kannst du hören wie der Wolf heult unterm Silbermond?
Und weißt du auch, warum der Luchs so grinst?
Kannst du singen wie die Stimmen in den Bergen?
Kannst du malen wie das Farbenspiel des Winds?
Kannst du malen wie das Farbenspiel des Winds?

Komm renn mit mir im Schattenlicht der Wälder,
probier' die süßen Beeren dieser Welt.
Komm wälze dich in ihrer reichen Vielfalt,
und du merkst, dass im Leben dir nichts fehlt.

Der Regen und der Fluss sind meine Brüder,
der Reiher und der Otter mein Geleit
und jeder dreht sich mit und ist verbunden
mit dem Sonnenrad, dem Ring der Ewigkeit.

Wie weit wachsen Bäume hinauf?
Doch wenn du sie fällst,
kriegst du's nie heraus.

Und vergessen sind die Wölfe und der Silbermond
und dass wir alle ebenbürtig sind.
Wir müssen singen wie die Stimmen in den Bergen,
müssen malen wie das Farbenspiel des Winds.

Fremde Erde ist nur Fremd,
wenn der Fremde sie nicht kennt,
drum gehört sie nur ....
 
 
1 

Kisses from Germany,

Joerg

May 30
atmacawrote:
May 10
komsu yasıormusun ya hiç sesin soluğun çıukmıor ne iş
May 2
diLa özenwrote:
teşekkür ederim..ama geL biz benim aLana süper demiyeLimde:)fena deiL diyeLim..çünkü çok uzun zamandır emekLiyor.
ve sanırım bi okadarda emekLeyecek..ziyaretin için teşekkür ederim bıraktığın tüm güzeLLikLer içinde..gözLerin hep güzeLLik görsün..yüreğine sağLık...
    diLa
Apr. 26
Apr. 25
slm spacen muthıs olmus basarılarının devamını dılerım bızede beklerız ıyı calısmalalr 
Get baha_taha_dostlari chat group | Goto baha_taha_dostlari website
  
 
 
Apr. 23
atmacawrote:
   

Apr. 8
Kırmızı gülSELAMUNALEYKÜM  SAYIN   ARKADAŞIM    SPACENİZ  ÇOK   GÜZEL OLMUŞ    ARKADAŞ  OLURSAK    SEVİNİRİM   SAYGILARIMLA    ENGİN Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Feb. 20
atmacawrote:

bazen içine attıkları kemiriyor insanı.
ya hayatına hiç almayacaksın ya da sildin mi zerre kadar iz bırakmayacaksın.

yoksa gecenin bir yarısı öyle bir sızlatır ki içini dünya başına döner.

 

yine hüzün uğradı geceye.
sabah gittikçe uzaklaşıyor benden. o da sevmiyor beni herkes gibi.
yalnızlık ağızda çoğalan tatsız lokma, ne yutabiliyorum ne de atabiliyorum.

 

adı hasret, sızısı sonsuz, yatağım onsuz...
titrek bir iç çekişi hakim bedenime, onsuz olmayacak biliyorum.
duvarlar üzerime geliyor, daralıyor ruhum. Ecel gelse eğeceğim boynumu önüne bir koyun gibi.
gözlerimi kapatmak geçiyor içimden sonsuz bir uykuya, uyumak , uyumak... ve bir daha uyanmamak...
ne güzel bir vuslat demi ölüm denen meçhul son.
ama biliyorum ki her iki dünyada da olmayacak yanımda.



hey gidi hırçın rüzgar neden bu kadar acımasızca vuruyorsun pencereme. sen de mi intikam alıyorsun benden aklınca.
oysa benim gözlerim sende değil, hep aralık bıraktıgım kapımda.
o gelecek, gıcırdatarak silecek ölüm sessizliğini odamdan.

çek git şimdi , dövünme deli deli, insafsızca vurma kendini oradan oraya. yalnızlığımı da al git buralardan...

gizli bir mektup sıkıştrayım cebine. git onun kapısını döv usulca. gözyaşlarımı gotür. o yağmuru çok sever bilirim. penceresinden sız içeri. bir su gibi avuçlasın beni , ellerinden kalbine sızayım ...

....


yatağım onsuz , gece sonsuz...
silahım kurşunsuz,
sobam odunsuz...


git rüzgar, al gel onu...

onsuz ellerim buz...




 
Feb. 9
 
Toprağın ismiyle başlarız söze.
Sen ki topraksın
seni sevmeyi bilmeli.
Sendedir ekinimizin tohumu
ve yapılarımızın temeli.
Demirimiz ve kömürümüz sendedir.
Sendedir rüzgârların gibi geçen ömrümüz, sendedir...

Sen ki topraksın...
     
 
 
Sağlıklı ve Mutlu Bir Yaşam Sizinle Olsun....
 
Seni Seviyorum...
ich liebe dich...
Je t`aime...
Te quiero...
 Ti amo...

 
 
 
Feb. 7
 
Merhaba Sevgili Arkadaşım..
Gününün Diğer Günlerden Daha Huzurlu ve Mutlu Bir Şekilde Geçmesi Dileklerimle...
Kendinize Çok İyi Bakın..Tekrardan İyi Günler Diler..
Bol Sağlık ve Sıhhat Dilerim..
Mutluluklar Yakanızı Bırakmasın..
İyi Günler..



 

Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum...

Right click on image for save options.
**Senin İçin Öpücük Türkiye'den**
**Kisses For You From Turkey**
** Baci per voi dalla Turchia **
** Küsse für dich von der Türkei **
** Baisers pour toi de Turquie **
** Besos para ti de Turquía **
Hoşçakalın,,Tekrardan İyi Günler....
 
Feb. 6
 
Merhaba,İyi Günler Arkadaşım...Nasılsın ?
Daima İyi Olman Dileklerimle...

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
Sen
Maviye özlemimdin
Sana biriktirmiştim en güzel hayalleri
Umutlarımı sana sakladım ben
Kara gecelerde beyaz perdemdin
Ben bütün sırlarımı sana anlattım
Yalnızlığımı sende sakladım
Sen
Yedi renge özlemimdin
Tek hayalimdin.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
Image Hosted by ImageShack.us 
Seni Çok Seviyorum Arkadaşım...!
Image Hosted by ImageShack.us  
,,,,ferhat,,,,
Feb. 5
 Merhaba,İyi Günler Geçirmen Dileğimle Arkadaşım!
 


 

AYRILANLAR

Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Biliyor ...

 

TinyPic image 
Seni Seviyorum....!
İyi Günler...
,,,,ferhat,,,,
Feb. 4
0wrote:
Feb. 2